Benim Yolculuğum

RAŞİT AGAH GİRGİN
Instagram
Instagram has returned invalid data.

Takip et!

Arşivler
Sosyal Medya
Kategoriler
Koşuyorum

İlk 21…

By on 02/02/2018

Koşmaya başladığınız zaman bazı terimlerle karşılaşmaya başlıyosunuz. Koşu mesafelerinin belirtildiği terimlerle ilgilenmeye başladığınızda ilk karşınıza çıkan terim (veya harf diyebiliriz) ‘’K’’ harfi oluyor. 5K – 10K – 21K – 42K. Elbette kilometrenin kısaltması. Özellikle İngiltere ve ABD’de koşu mesafelerinde kilometre ile mil birimi de kullanılsa resmi ölçüm birimi ve resmi müsabaka uzunlukları kilometre cinsinden verilmekte.

Lise dönemimde atletizm ile uğraşsam da, gerçekten koşmaya başladığım veya koşuyu hayatımın bir parçası gibi görmeye başladığım dönem 6 ay öncesine dayanıyor. Koşu bandının üstünde 4 kilometre koşamayan 116 kilo bir adam olarak önce hedefimi 1 saatte 5K – 5 kilometre koşmak olarak belirledim. Doğru beslenmeyle kilo verdikçe koşu mesafelerim uzamaya başladı. Önce 1 saatte 6K koşmaya başladım. İki ay sonra 107 kiloya kadar gerilemiştim ve 1 saatte 7K koşabilir hale gelmiştim. Bunu izleyen 4 ayda ise düzgün bir idman programıyla ve dengeli bir beslenmeyle 17-18K koşabiliyordum ve 96 kiloya kadar düşebildim. Bu 4 aylık periyot içinde ‘Adım Adım’ koşu grubuyla tanıştım ve düzenli koşmak için bir çok idman yapma fırsatı yakaladım. ‘Adım Adım’ maceramın başlangıcı ve devamını başka bir yazıda sizlerle paylaşacağım. Ancak şunu söylemeliyim ki koşarken size mental ve teknik destek verebilecek insanlar en önemi kişiler. İşte bu kişileri ‘Adım Adım’ içinde çokça bulabilirsiniz. Özellikle bir koşu grubuyla koşu yapmak sizler çok ama çok şey kazandıracaktır. Başta harika dostlar edinebilirsiniz. Adım Adım koşularının temelinde gönüllülük koşuları bulunmakta. Bu konuya da Adım Adım’ı anlatacağım yazıda değineceğim.

Gelelim şu ilk 21K meselesine. Ciddi anlamda koşmaya başladıktan sonra ilk yarışlarm 5K ve 10K gibi yarışmalar oldu. Yarı maraton yani 21K koşabileceğim pek de kafamdan geçirdiğim bir şey değildi. Ama İstanbul Maratonu’na hazırlanırken, İzmir 9 Eylül Yarı Maratonu’nun iyi bir idman olacağını düşünerek kaydımı yaptırdım. Özellikle 15K koştuktan sonra ya bırakırım ya da yürü koş yaparım diye düşündüm. Ancak 15K’yı tamamladıktan sonra bu yarışı bitirebileceğimi hissettim ve koşmaya devam ettim. İlk 10K’yı o güne kadar koştuğum en iyi 10K derecesiyle koştum. Neredeyse 1 saatte. Altı ay önce 1 saatte 4K koşabilen ben artık 10K’yı 1 saatte koşabiliyordum. 18. kilometreye kadar problemsiz koşuyu sürdürdüm. Ancak 19. kilometreye gelinceye kadar olan o bir kilometre sanki hiç bitmeyecek bir mesafe gibi geldi bana. Bitiş çizgisini geçtiğimde hayatım en  zor fiziksel meydan okumasını da arkamda bırakmış oldum. Bitiş çizgisi geçiğimde özellikle ilk kez bir yarımaraton koşuyorsam, biraz duygusal şeyler hissedeceğimi söylemişlerdi arkadaşlarım. Öyle de oldu. Bu meydan okumayı başarabilmek önemliydi.

Koşmak neredeyse tüm spor branşları için temel oluşturmakta. Bazen bir spor branşını desteklemek için, bazen sağlıklı bir hayat sürmek için bazense hayata karşı meydan okumak için bir araç koşmak. Nasıl isterseniz öyle diyin, ancak şu bir gerçek ki koştukça özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Koşmaya başladığınız zaman size en çok sorulacak şu soru çok anlamsız gelecek… ‘O kadar koşarken sıkılmıyor musun?’. İnanın koşarken sıkılmak için vakit bulamayacaksınız!

Ben ilk 21 kilometremi koştum. Şimdi yeni meydan okumalar için koşmaya devam.

TAGS
RELATED POSTS

LEAVE A COMMENT